Medya, bir milletin hava gücüdür. Gayri milli unsurlar tarafından ele geçirilmesine asla göz yumulmamalı, alan boş bırakılmamalıdır. Her medya mensubu aynı zamanda bir kültür elçisidir. Milletinin medeniyet tarihini ve medeniyet tasavvurunu zamanın ruhuna uygun bir yayıncılık dili ile bölgesi, ülkesi ve dünya kamuoyuna aktarmakla yükümlüdür. Bu şekilde farklılıklarımızı ortak bir zenginliğe dönüştürmemiz mümkündür. Mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin sesini insanlığa haykıran bir yayıncılık perspektifine böylece sahip olabiliriz. İnsanı haberin nesnesi değil, öznesi kabul eden bir yayıncılık anlayışına çok ihtiyacımız var. insanlığın vicdanını harekete geçirecek yeni mekanizmaların kurulması gerektiğine inanıyoruz. Enformasyon çağında bilgi kirliliğinin önüne geçmek zor olduğu kadar aynı zamanda sağduyu sahibi medya ve tüm yetkililer için çok büyük ve zaruri bir görevdir.
Bu karmaşa ortamında her medya ve medya çalışanı kendisine şu soruyu sormak zorundadır;
Medya yıkıcı gerçekleri ört pas eden bir propoganda aracı mıdır? Güçlünün haklılığına zemin hazırlayan meşruiyet kaynağı mıdır? Evet, insanlık adına medya da etik açıdan kendi sınavını veriyor.
Bu gün her medya ve çalışanı tarafını seçmek zorundadır.
Dünyanın kaderini 5 ülkenin eline teslim eden bir düzenin safında mı yer alacağız?
Mülteci çocukların sahipsiz ve belirsiz bir geleceğe mahkum edilmesine göz mü yumacağız?
Haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu çarpıklığına boyun eğmiş mahkum vicdanların sesi mi olacağız?
Kıblesi seyyar, menfaatler ve endişeler karşısında doğrunun ve hakikatin yanında yer almaktan korkacak ve kaçacak, susacak ve teslim mi olacağız?
Yoksa, insanı ve vicdanı merkeze alan bir dünyanın mücadelesini mi vereceğiz?
Her şartta ve zeminde Hakkı haykırmak ve haklının yanında yer almak dua ve temennisi ile…… Mustafa ÇELENLİ